| | Üretsiz Blog oluştur
 
Dec
03
    
HAVUÇ Aşırı kilolu ve obez çocukların daha çok meyve ve sebze tüketmeleri gerekiyor.

Newcastle Üniversitesi'nden Diyetisyen Dr Tracy Burrows ve meslektaşlarının Journal Obesity dergisinde yer alan araştırmasına göre, havuçtaki betakaroten gibi hasarlı hücreleri tamir eden karotenoidler, meyve ve sebze gibi besinlerde bulunuyor.

Yetişkinlerde yapılan araştırmalarda, yetişkinlerin kanında hastalık seviyesini düşüren yüksek düzeyde karotenoid bulunduğu belirtiliyor. Burrow ve meslektaşları ise yaklaşık 100 çocuğun kanındaki karotenoid seviyesini inceledi. Meyve ve sebzelerin insan beslenmesinde en büyük karotenoid kaynağı olduğunu söyleyen Burrow, "Kan dolaşımındaki miktarını ölçebilirsek, meyve ve sebzelerin alımlarını da ölçebiliriz. Çocuklar başka bir kaynaktan karotenoid alamazlar" dedi.

Araştırmacılar, yaptıkları ankette ailelere son 6 ayda çocuklarının ne sıklıkta meyve ve sebze yediğini sordular. Daha fazla meyve ve sebze yiyen çocukların kanlarındaki karotenoid oranının fazla olduğunu gördüler.

Araştırmacılar, aynı zamanda çocukları ağırlıklarına göre obez, aşırı kilolu ve sağlıklı kiloya sahip şeklinde 3 gruba ayırdılar. Onları şaşırtan, aynı miktarlarda sebze tüketen aşırı kilolu çocukların sağlıklı kiloya sahip olan çocuklara oranla kanlarındaki karotenoid seviyesinin daha az olduğu görüldü. Hatta karotenoid miktarının obez çocuklarda çok daha az olduğu dikkat çekti.

İltihap

Diyetisyen Borrows, aşırı kilolu ve obez çocukların antioksidan karotenoidlerini daha hızlı çiğnemelerinin dokularındaki yüksek iltihap oranını engelleyebileceğini söylüyor. Yetişkinlerde, kilo ve iltihap arasında bir bağ olduğunu gösteren araştırmalar bulunduğunu belirterek, ancak bu durumun çocuklarda da araştırılması gerektiğini açıkladı.

Eğer obez ve aşırı kilolu çocuklarda da iltihap artarsa, kalp ve damar hastalıkları riskini artıran bu iltihabı tedavi etmenin yollarını bulmakta bunun çok önemli olacağı belirtiliyor.

Bulgular, aynı zamanda obez ve aşırı kilolu çocukların antioksidan seviyelerini desteklemek için daha fazla sebze ve meyve yemesi gerektiğini ortaya koydu.

 

SAMANYOLUHABER


 
Dec
03
    
büyüyen eğlence Anne ve babalar mutlaka okuyun!
Normalde 1 cm olan suya atıldığında ise 7-8 santimetreye ulaşan kimyasal içerikli oyuncaklardan evinizde varsa bu habere dikkat.

Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde ilköğretim birinci sınıf öğrencisi, 1 santimetre olan, suya atıldığında ise 7-8 santimetreye ulaşan kimyasal içerikli oyuncağı suyla içince hastaneye kaldırıldı.

Alınan bilgiye göre, Merkez İlköğretim Okulu birinci sınıf öğrencisi Esra Kuzucuk (7), ''büyüyen eğlence'' adlı kimyasalı okulda suyla içti.

Öğretmeni tarafından kusturulmaya çalışılan çocuk, daha sonra ailesi tarafından Uzunköprü Devlet Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı.

Kuzucuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi bölümünde tedavi altına alındı.

Hastanede bir süre gözetim altında tutulan ve tedavisi yapılan Kuzucuk, daha sonra taburcu edildi.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Burhan Aksu, AA muhabirine, Kuzucuk ile aynı günde, Uzunköprü'de aynı kimyasalı yutan 2 çocuğun daha hastaneye getirildiğini söyledi.

Bu tür oyuncakların çocuklar için tehlikeli olduğunu bildiren Aksu, 2 çocuğun ilk tedavisinin ardından, Kuzucuk'un ise bir süre gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edildiğini belirtti.

Bu tür oyuncakların çocuk sağlığı için her zaman risk taşıdığını ifade eden Aksu, şunları kaydetti:

''Orijinal boyutundayken kazayla yutulan oyuncak, mide sıvısıyla şişip büyümeye başlıyor. Bunun sonucunda ise mide ve bağırsakları patlatabilir, nefes borusunu tıkayarak ölümlere yol açabilir. Diğer taraftan dışkı veya kusma yoluyla da çıkarılamayan oyuncağın alınması için cerrahi müdahale gerekebilir. Bu oyuncakların satılması ve televizyonlarda reklamının yapılması engellenmeli. Biz hastane yönetimi olarak konuyu İl Sağlık Müdürlüğüne ilettik.''

AA

 



 
Dec
02
    
uçakta bebek Uçak yolculuğunun bebek için sakıncalı olduğu durumlar ve yapılması gerekenler neler?
VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü'nden Dr. Hilda Çerçi Özkan,
Kurban Bayramı tatilinde yapılacak uçak yolculuklarıyla ilgili "bebekle uçak
yolculuğu yapmak bir çok aileyi endişelendirse de, aslında bir haftadan büyük
sağlıklı bir bebeğin uçağa binmesinde sakınca olmadığını" söyledi.

VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü'nden Hilda Çerçi Özkan, bayramda uçakla seyahat edecek olan bebekli ailelerin endişelenmemeleri gerektiğini belirtti. Dr. Özkan,  "Uçakların içindeki basınç genellikle 250 metre yükseklikteki atmosfer basıncına ayarlanır. Sağlık sorunu olmayan kişiler ve hatta yenidoğan bebekler 250 metre yüksekliğe ayarlanan kabin içi basıncında hiçbir problem yaşamazlar.

Bir çok havayolu şirketi bir haftadan küçük bebeklerin uçuşunu acil tıbbi bir neden olmazsa kabul etmez. Bazı havayolları ise bebek bir haftadan küçükse uçmasında sakınca olmadığına dair doktor raporu isteyebilir.

Uçak yolculuğunun sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?

İleri derecede kansızlığı olan, doğumsal kalp hastalığı, ağır akciğer hastalığı gibi hastalıkları olan kişilerin uçak yolculuğu sakıncalı olabilir. Bu kişilerin uçakla seyahat öncesi mutlaka doktoruna danışması önerilir. Aktif enfeksiyonu olan çocukların hem kendileri için hem de diğer yolculara da enfeksiyonu bulaştırabilecekleri için çok zorunlu olmadıkça iyileşene kadar uçmaması gerekir.

Özellikle bir kulak enfeksiyonu varsa kabin içi basınç değişiklikleri şiddetli kulak ağrılarına yol açabilir. Sinüzitli çocuklarda da aynı şekilde şiddetli baş ağrıları oluşabilir. İshali olan çocukların uzun süren uçak yolculuklarında sıvı
kaybedebileceği için ishal düzelene kadar uçmaları önerilmez.

Uçak yolculuğu enfeksiyon riskini artırır mı?

Bebekler için uçak yolculuğunun enfeksiyon açısından riski artırdığı yönünde kesin bir kanıt olmasa da yolculuk sırasında kabin içi havanın sürekli sirkülasyona girmesi, çok sayıda kişinin dar ve kapalı bir alanda bulunması. Kabin içi havanın kuruluğu enfeksiyonların bulaşması açısından kolaylaştırıcı faktör olabilir.

Bebeğinizle daha güvenli bir uçak yolculuğu yapabilmek için:

 *   Uçak temizliği gece yapıldığından, sabah uçuşlarını tercih edin.
 *   Yakınınızda hasta bir kişi oturuyorsa ve başka boş yerler varsa oraya geçin.
 *   Uçağın kalkış ve inişlerinde kabin memurlarının direktiflerine göre mutlaka
bebeğinizi kucağınıza alın ve ona da kemer takın.
 *   Kulak ağrısını önlemek için kalkış ve inişlerde ya emzirin ya da biberon verin. Emme hareketi orta kulak basınçlarının eşitlenmesini kolaylaştırır ve bebeği rahatlatır. Daha büyük çocuklara da sevdikleri içecekler içirilmesi ya da ciklet çiğnetilmesi de aynı etkiyi sağlar.
 *   Bebeğinizin tıbbi sorunları varsa, doktoruna danışmadan uçak yolculuğu da dahil hiçbir yolculuğa çıkarmayın.

Cihan




 
Nov
25
    
tutkun-1905 | 25 Kasım 2008 13:57 | fav | etiket:  

kız çocuğu Yoksa siz hâlâ çocuğunuza leylek hikayesi mi anlatıyorsunuz? Oysa onun sorularına cevap vermek hiç bu kadar kolay olmamıştı…. İşte size gereken eser:

Pedagog Ali Çankırılı'nın hazırladığı Sevgi İçigen'in çizimleri ile destek verdiği "Anne ben nerden geldim" adlı çalışma "çocuklar için cinsel eğitim" alt başlığını taşıyor.

Çocukların çok sık sorduğu, "Öpücükten Çocuk olur mu? Evlenmek ne demek? Anne ben nasıl oldum? Anne karnındaki bebek acıkmaz mı? Böyle şeyleri konuşmak ayıp mı? Kızlar neden erkeklerden farklı? Gelenek , görenek ne demek? " gibi sorulardan, "ben sana göstereyim, sen bana göster, anne baba ile aynı yatakta yatan çocuk, gibi temel sorunları çocuklara öyküler yardımıyla  anlatan ve kavratmayı hedefleyen  "Anne ben nerden geldim" hem kız, hem de erkek çocuklar için kaleme alınmış..

Uğurböceği yayınlarından çıkan eserin dini ve ahlaki değerlere dikkat edilerek kaleme alındığını belirten yazarı Pedagog Ali Çankırılı, eserin içeriğini şöyle anlatıyor:

"Çocuklar cinsiyete ve cinsiyet farkına ait soruları 3-4 yaşlarından itibaren sormaya başlıyor. Sorulara muhatap olan çoğu anne baba, beklemedikleri bu sorular karşısında paniğe kapılıyor. Aslında sorunun cevabını bilmediklerinden değil; nasıl cevap vereceklerini bilmediklerinden paniğe kapılıyorlar. Bunun sebebi de, konuya yetişkin gözüyle bakmaları. Yetişkin gözüyle baktıkları için cinsellikle ilgili soruların anne baba arasında geçen mahrem ilişkileri kapsadığını, bu yüzden cevap vermenin zor olduğunu düşünüyorlar.  

Peygamberimiz bir hadisinde: “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın” buyuruyor. Biz bu hadisi: “Çocukla konuşurken empati yapın, onun seviyesine inin, anlayacağı bir dil kullanın” şeklinde anlıyoruz. Kendimizi çocuğun yerine koyup düşündüğümüzde, onda henüz cinsel tecessüs uyandıran hormonlar aktif olmadığı için sorularının cinsellikle ilgili olmayıp öğrenme amaçlı olduğunu görürüz. Konuya çocuk gözüyle bakınca, işimiz kolaylaşır. Paniğe kapılmadan, sıradan bir soruya cevap veriyormuş gibi, çocuğun anlayacağı basit bir dil kullanarak sorusunu cevaplandırmalıyız. Verdiğimiz bilgi basit, kısa ve doğru olmalıdır.

Bu kitabı çocuklar için yazdık, ama henüz okuma bilmeyen çocuklara anne babalar okuyacaklar. Kitabın iki kahramanı her ne kadar 3-4 yaşlarında bir kız çocuğu ve onun sorularına cevap veren bir anne ise de; kahramanlar değişebilir. Cinsiyete ait soruları, genellikle, kız çocukları annelerine, erkek çocukları babalarına sorsalar da; bu bir kural değildir. Bir kız çocuğu, cinsiyete ait soruları kendisine yakın bulduğu babasına veya dedesine de sorabilir. Bunda yadırganacak birşey yoktur.

Kitabın kurgusunu yaparken literatürde geçen bütün sorulara cevap vermeye çalıştık. Bununla beraber çocuğunuzun sorabileceği her soruya cevap verdiğimizi iddia edemeyiz. Zira her çocuk kendine özeldir. Her çocuğun ilgi alanı ve merak ettiği konular farklı olduğu gibi, soruları da farklı olacaktır..."

Kitapla ilgili teknik bilgileri ve internet üzerinden satış şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz



 
Nov
24
    
bağımlılık Aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan çocuğa bu teşhis konuldu
İtalya'da birden rahatsızlanarak acile kaldırılan 13 yaşındaki çocuğa 'PlayStation bağımlılığı’ teşhisi kondu.

İngiliz Telegraph gazetesinin haberine göre, Lorenzo Amato, çevresine tepki vermemeye başlayınca beyin travması geçirdiği endişesiyle hastaneye kaldırıldı.  Doktorlar önce Amato’nun ciddi bir beyin rahatsızlığı geçirdiğini sandı. Amato’nun yeni bir oyun maratonunu tamamladığını öğrenen doktorlar teşhisi çocuğa PlayStation bağımlılığı teşhisi koydu. Amato’nun kendine geldikten sonra babasından bilgisayar oyununu atmasını istediği belirtildi.


habertürk


 
Nov
21
    
bebekler Bebek arabasındaki çocuğun yüzünün ebeveynin yüzünü görmemesi olumsuz  etki bırakıyor.

Bir araştırmaya göre, çocukların bebek arabalarında sürülürken ebeveynlerinin yüzünü görmesi uzun dönemde duygusal ve dil gelişimi açısından olumlu rol oynuyor.

İskoçya'daki Dundee Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, bebek arabalarını iten kişinin yüzünü görmeyen çocukların, görenlere nazaran daha az konuştuğunu, güldüğünü ve etkileşime girdiğini ortaya koydu.

2722 ebeveyn ve çocuk üzerinde yapılan araştırma, bebek arabasındaki çocuğun, ebeveyninin yüzünü görünce kendini daha güvende hissettiğini ve kolayca uykuya daldığını da gösterdi.

Araştırmacılar, günümüzde bebek arabalarının birçok çocukta stres yarattığını belirterek, stresli çocukların ilerde endişeli yetişkinlere döndüğünü ifade ettiler.

haber3



 
Nov
21
    
ökkuşağı Engelsiz ve zihinsel engelli minikler, aynı sıralarda engelleri aşmayı öğreniyorlar..

Türkiye'de engellilere yönelik okul sayısı sadece 561. Ankara'daki Gökkuşağı İlköğretim Okulu ise beyin hasarlı miniklerle engelsiz çocukların birlikte okuduğu tek okul. Böylece engelsiz minikler de, yardımlaşmayı öğreniyor ve duygusal gelişimlerini tamamlıyor..

Türkiye'deki engellilerin en büyük dertlerinden biri özel eğitim okullarının kapasitesinin yetersiz oluşu. Engellilere yönelik 561 okulda sadece 28 bin 252 öğrenci eğitim görüyor. Zihinsel engellilerle ilgili eğitim veren okulların ve iş eğitim merkezlerinin kapasitesi ise 7 bin 203. Ankara'da bulunan Gökkuşağı İlköğretim Okulu da, beyin hasarlı çocuklar için önemli bir eğitim merkezi. Burası, Türkiye'de beyin felçli çocuklarla engelsiz çocukların birlikte eğitim gördüğü tek okul. Bazı ailelerin tepki göstermesine karşın bu okulun her sınıfında beyin hasarlı bir çocuk yaşıtlarına yetişmek için çaba harcıyor.

BAZI VELİLER ÇOCUKLARINI ALDI

Gökkuşağı İlköğretim Okulu'na tam 350 öğrenci bulunuyor. Bu çocuklardan 96'sı spastik, yani değişik nedenlerle beynin zedelenmesi sonucu kasları kasılan, hareket bozukluğu çeken çocuklar. Okulun bir tarafında bu çocuklara özel eğitim veriliyor. Rehabilitasyon yapılıyor, yoga, fizyo terapi ve uyum dersleri veriliyor. Başarılı olurlarsa normal sınıflarda diğer çocuklarla birlikte okuma şansı yakalıyorlar. Tuvaletler, sıralar okulun bahçesi, koridorları bedensel özürlü çocukların da rahatlıkla yararlanabileceği gibi dizayn edilmiş. Engelsiz çocuklarla spastikler yan yana sıralarda oturuyorlar. Bu yüzden sınıf mevcutları 15 kişiyi aşmıyor. Aynı sınavlara giriyorlar. Henüz açılalı iki yıl olan bu okul başta çok tepki görmüş. Ailelerden bazıları çocuklarını "Çocuğumuz normal spastik çocuklarla aynı sınıfta okursa geri kalır" diye okuldan almış. Ancak bunların sayısı beş on kişiyi geçmemiş.

ÖĞRETMENE DE ÖZEL EĞİTİM

Burada öğrenim hakkı kazanmak için 250 öğrenci daha sırada bekliyor. Üstelik onlar kendilerine bu şekilde eğitim görebilecekleri başka bir okul bulamadıklarından, çalabilecekleri bir kapı da yok. Okulun öğretmenlerinden Aysun Yetim, 13 yıllık öğretmen olduğu halde bu öğrencilere birlikte eğitim verebilmek için özel bir eğitimden geçmiş. "Bu çocukları geriye değil, ileri götüren bir eğitim, engelli arkadaşlarına yardım ederken öğrenciler daha fazla tekrar edip daha kolay öğreniyorlar" diyor.

MÜDÜRÜN ÇOCUĞU DA SIRADA'

Okul müdürü Osman Dolgunyürek'in çocuğu da spastik.. Ve o da diğer 250 çocuk gibi okul için sıranın gelmesini bekliyor. Ortak eğitimin çocukların duygusal gelişimi için önemine işaret eden Dolgunyürek şöyle diyor: "Çocuklar bir arada eğitim haklarını kullanıyorlar. İtiraz eden velilerimiz oluyor, çünkü onların önünde OKS ÖSS gibi zorlu yollar var. Çocuğunun başarısızlığının nedeni olarak sınıfındaki engelli öğrenciyi görebilir. Ancak buradaki engelsiz çocuklar liderlik özelliği kazanıyorlar, merhameti, yardımlaşmayı öğreniyorlar. Ama ben buradaki öğrencilerimizin çok iddialı olacağına inanıyorum. Şu anda Ankara'daki toplam 756 okul arasında başarı sıralamasında 183'üncü sıradayız, seneye ise ilk yüze girmek istiyoruz. Bugün burada eğitim gören engelsiz çocuklarımız, çocuğum doğduğunda yaşadığım bocalamayı yaşamayacak çünkü bunun hayatta herkesin başına gelecek bir durum olduğunu bilerek büyüyorlar."

Sabah



 
Nov
18
    
canım bebek Emzirilen bebeklerin akciğerlerinin çocuklukta, emzirilmeyenlere göre daha güçlü olabileceği bildirildi.

İngiliz ve Amerikan bilim adamlarının, 1456 bebekle 10 yaşlarına gelene kadar yaptığı araştırmada, bebekken en az 4 ay boyunca emzirilen çocukların akciğerlerinin görevlerini daha iyi yerine getirdikleri görüldü.

Sonuçları Thorax dergisinde yayımlanan araştırmada, emmenin farklı mekanizmaları ve emme süresinin, bu etkiden kısmen sorumlu olabileceği ve biberonların tasarımında yapılacak değişikliklerin de bu etkiyi yaratabileceği belirtildi.

Araştırma çerçevesinde izlenen çocuklardan üçte birinin, bebekken en az 4 ay boyunca emzirildiği ve bu çocukların derin bir nefes aldıktan sonra emzirilmeyenlere göre dışarı daha fazla hava verdikleri ve bunu daha hızlı yaptıkları gözlendi.

Çocukların akciğerlerinde görülen bu etkiye, anneleri astım ya da alerjik bir yapıya sahip olsa dahi rastlandığı kaydedildi.

Emzirmeyle ilgili daha önce yapılan araştırmalar, emzirmenin, bebekleri hayatlarının ilk döneminde solunum yolu problemlerinden koruduğu göstermişti.

 

samanyoluhaber


 
Nov
18
    
tutkun-1905 | 18 Kasım 2008 12:44 | fav | etiket:  

televizyon cocuk Çocuklara TV ile yemek yedirmeyin!
Oturmaya başlayan bebeklerin sofrada beslenmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bebeğin, anne veya babasının kucağında, yemeğinin tamamını yemese bile sofra kültürünü ve nasıl yenildiğini öğrenmesi için sofrada bulunmasını tavsiye ediyor.

Uzmanlar, özellikle 0- 3 yaş arası bebeklerin çıkardığı seslere karşılık anne-babadan veya çevresindekilerden tepki beklediğini hatırlatarak, TV izleyen bebeklerin ekrandan beklediği tepki alamayacağı için beyinlerinin sağlıklı gelişmeyeceğine dikkat çekiyor. Çocukların TV karşısında yemek yemeye alıştırılmaması gerektiğine de değinen uzmanlar, bunun çocukların gelişimi yanında aile içi iletişimi olumsuz etkileyeceğini ifade ediyor.

Özel Bahar Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kösecik, çocuk ve ebeveynlerin evde TV ile yaşamayı ve bilinçli zaman geçirmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledi. Kösecik, 0- 3 yaş arası dönemde bebeğin; çevreden gelen sesleri işitmesi, eşyalara dokunması, tanıma ve keşfetmeye yönelik objeleri ağzına sokması, oyuncakları hareket ettirmesi, kişileri taklit etmesi, göz kontağı kurması, hareket eden objeleri takip etmesi, cee-e oyununu oynaması beynin gelişmesine katkıda bulunduğunu söyledi.

Doç. Dr. Kösecik şöyle devam etti: "Yani bebeğe ne kadar çeşitli uyarıcı sağlanırsa beynin çeşitli bölümlerinin birbiriyle bağlantılar kurması o kadar artar. Bebek, çıkardığı seslere, yaptığı hareketlere anne veya babadan veya çevresindeki kişilerden tepki bekler. Bu bakımdan 0 -3 yaş arası çocuklara TV izletmek daha sakıncalıdır. Çünkü bebeklerle konuşulmadığında, onların yaptıkları ve söylediklerine tepki verilmediğinde, dokunmalarına ve oyun oynamalarına fırsat verilmediğinde beyni gerektiği gibi sağlıklı gelişmeyebilir. TV tek yönlü bir iletişim aracı olduğundan TV ile karşılıklı bir ilişki söz konusu değildir. Bebekler üç boyutlu objelerle ilgilenirler. Oysa ki TV'deki görüntüler 2 boyutludur yani bebekler için yeterince anlamlı değildir. Bebeğin ebeveynlerini taklit ettiğini, bu nedenle bebeğin aile bireyleriyle aynı sofrada bulunması gerektiğini unutmamamız lazım. Televizyon karşında beslenme bebekleri sofradan uzaklaştırır. Bebekler asla televizyon karşısında, sofranın dışında beslenmemelidir. Bu bebekleri sofradan uzaklaştırır. Televizyon karşısında beslenmeye alışan çocuğu bir yaşından sonra sofraya oturtmak isteseniz bile oturmaz." (CİHAN)